14 Mart 2026 Cumartesi

Ankara'nın Bağları

 10 Aralık 2022'de Lival ve Narince çeşit üzümleri diktik.
16 Aralık 2022'de Royal çeşit üzümleri diktik.
Temmuz 2024'te telli terbiye sistemini kurduk.

Bağımız 1 dönüm alana kurulu. 3x1,5 dikim yapuldı. İlerleyen zamanlarda çeşit sayısını artırmak isterim. 

2025 sonu itibari ile bağımızdaki en büyük sorun, üzümler olgunlaşır olgunlaşmaz biz toplamaya yetişemeden bazı yaban arkadaşların (tilki, kuşlar, yabani tavşanlar) üzümleri afiyetle midelerine indirmesi 🙈

Ankara'nın bağları, türkülere konu olmuş binlerce yıllık kadim bir gelenek. Bu geleneği yaşatmak adına bu minik bağın telli terbiye sisteminin kurulmasında katkı sunan dostlarımıza da burdan gönül dolusu teşekkür ederiz. 
 
Arazimizde bolca bulunan taşlar yazın kavurucu günlerinde gündüz iyice ısınıyor. Bozkırın gece-gündüz sıcaklık farkından mütevellit gece hava soğuyunca, gündüz ısınan taşlar ısısını yavaş yavaş toprağa salıyor. Böylece üzümler o eşşiz lezzetine kavuşuyor. 
 
Nice bağ bozumlarına, pekmez kaynatmalara, cevizli sucuk yapmalara diyorum. 🍇

 

ALTUKA ÇİFTLİĞİ YOL HARİTASI

2026 başı itibari ile;
TAMAMLANANLAR
Bitkisel Üretim
Ceviz plantasyonu
Bağ
​Karışık meyve bahçesi (Elma, Armut, Ayva, Muşmula, Ahlat, Alıç, Üvez, Şeftali, Kayısı, Erik, Kiraz, Vişne, Badem, Hünnap, Kızılcık, Dut, Kuşburnu, Güz Yemişi, Hint İnciri, Çilek)
Aronya
Goji berry
Tıbbi ve aromatik bitkiler
Sebze
Orman ağaçları

Hayvansal Üretim
Arıcılık
Kanatlı hayvancılık
Yumurta ve piliç eti üretimi

Altyapı
Tarımsal sulama göleti
Yenilenebilir enerji kaynakları
Damla sulama sistemi
Biyoçeşitlilik temelli üretim modeli


🔄 DEVAM EDENLER
Toprak
Organik madde artırma çalışmaları
Kompost, malç ve doğal döngülerin güçlendirilmesi
Toprak biyolojisini iyileştirme uygulamaları

Üretim
Cevizde gelişim ve verim süreci
Bağda ilk verimlerin takibi
Aronya ve goji’de kalite artırma
Tıbbi aromatik bitkilerde deneme üretimleri
Kanatlı sisteminde sürdürülebilir ölçek optimizasyonu
Arıcılıkta koloni güçlendirme

Sistem
Agrosilvopastoral yapıya geçiş için altyapı hazırlıkları (ağaç + hayvan + mera entegrasyonu)


YAKLAŞANLAR
Boztepe Sofrası
Taş fırında ekmek günleri
Tereyağı yapım atölyeleri
Hasat şenlikleri
Mevsimsel sofralar
Çiftlik deneyim etkinlikleri

Gelir Modeli
Abonelik sistemi pilot uygulaması
Katma değerli ürün geliştirme


🚀 GELECEK PLANLARI
Hayvancılık
Büyükbaş hayvancılığa geçiş
Küçükbaş hayvancılığa geçiş
Et üretimi
Süt ve süt ürünleri üretimi (yoğurt, tereyağı, peynir)

Sistem Gelişimi
Tam agrosilvopastoral modele geçiş
Yem/gübre üretim sistemi
Kuraklığa karşı yeni sulama göleti

Ekonomi
Üretim + deneyim + topluluk temelli sürdürülebilir gelir modeli

ANA HEDEF
Toprak organik maddesi yüksek,
biyoçeşitliliği güçlü, iklim dirençli üretim ve insanı bir araya getiren dayanıklı bir bozkır ekosistemi kurmak.

CEVİZ PLANTASYONU

🌳Ceviz, çiftliğimizin ana ürünü olup 15 dekar alanda yer almaktadır.
🌳7'ye 5 olacak şekilde Fernor, tozlayıcı olarak ise Ronde çeşidi dikilmiştir.
🌳17 Şubat 2022'de 9 adet deneme dikimi yaptık.
🌳6 Aralık 2022'de ilk faz cevizleri kayınpederim, Sami Amcamız ve Selcan eşliğinde dikmeye başladık.
🌳13 Aralık 2022'de ilk faz dikimi tamamladık.
🌳14-15-16-19 Aralık 2023'te, kayınpeder, Barış-Gamze-Uygar'ın da destekleri ile 2.faz dikimleri tamamladık. Bu parsele 100. YIL CEVİZLİĞİ adını verdik. 
🌳Böylece ceviz bahçesi plamda 15 dekara ulaştı.

Cüceloğlu Hocamız, 'İnsanın anavatanı çocukluğudur. O yüzden nereye giderse gitsin hep onu arar' demiş. İşte ceviz de benim için öyle. Cevizin yapraklarını bir kutuya koyun. Kutuyu açtığınızda çıkan koku, çocukluğumun kokusudur. 

Rahmetli annanemin köyünde her çeşit ağaç vardı. Ama nedense ceviz bir başka. Çocukluğumun tüm güzel anıları, işte o ceviz yapraklarının kokusunda gizli.


14 Şubat 2026 Cumartesi

Başka Bir Hayat Mümkün mü? BÖLÜM 6: BOZKIRIN DİRİLİŞİ


BOZKIRIN DİRİLİŞİ
Başka Bir Hayat Mümkün mü? Yazı dizimde son bölüme geldik yani 2024'teyiz.

2020'de, etrafı monokültür tarlalarla çevrili, susuz, kıraç bir arazide yolcuğumuz başlamıştı. O günlerde bize eşlik edenler; gelengi, tarla faresi ve birkaç kertenkele idi. Gökyüzünde ara sıra kızıl şahin, tepeli toygar ve ibibikler vardı. Bu, besin zinciri piramidinin zar zor ayakta durduğu, basit ve kırılgan bir sistemdi.

Biz çeşitli sınavlardan geçerken doğa bildiğini okumaktan geri durmuyordu. Mars topraklarına benzeyen bu çorak arazi usul usul bir ekosistem inşa etti.

İşte bu "yaşam piramidinin" taş taş nasıl örüldüğünün hikayesi:

1️⃣.Katman:Temelin Atılması
75'ten fazla bitki türü dikerek,sadece ağaçlandırma yapmadık; "konut" inşa ettik. Her bir bitki ve toprak işlemiyor oluşumuz farklı yaşam alanları yarattı. Bu çeşitlilik, toprağı korudu, nemi tuttu ve en önemlisi, toprağı canlı bir organizmaya dönüştürmeye başladı. Bu, piramidin en geniş tabanı oldu.

2️⃣.Katman:Otobur Ordularının Yükselişi
Yeşil örtü genişledikçe,temel tüketiciler geldi. Yaprak bitleri, tırtıllar, çekirgeler, solucanlar, karıncalar. Bunlar, piramidin bir sonraki halkasını oluşturdu. Artık sadece kara sinek yoktu; uğur böcekleri, peygamberdevesi, kelebekler ve arılar bu zengin sofrada yerini aldı.

3️⃣.Katman:Avcıların Gelişi
Yusufçuklar böcek çeşitliliğinin arttığının bir göstergesiydi. Tıpkı bir ormandaki jaguar gibi, onların varlığı, altındaki tüm halkaların sağlıklı olduğuna işaret eder. Aynı şekilde, arıkuşları, yılanlar ve kertenkeleler popülasyon kontrolünü sağladı.

4️⃣.Katman:Gölet Mucizesi
İkinci Bir Mikro Evren olan gölet,bir "yaşam mıknatısı" yarattı. Kurbağalar, karabataklar, angıtlar geldi. Gölet, ekosisteme yepyeni bir besin ve habitat katmanı ekledi.

5️⃣.Katman:Zirvenin Taçlanması
Ve nihayet,piramidin zirvesi belirdi. Kaya kartalı, yılan kartalı, kara akbaba, mısır akbabası, gökdoğan, atmaca, kurt, çakal. Bu türlerin gelmesi, sistemin en çok enerjiye ihtiyaç duyan yırtıcıları bile besleyebilecek noktaya geldiğini gösterir.

​🎯 Sonuç
2020’de 2-3 katlı zayıf bir piramit varken, bugün ayrıştırıcılar dâhil 5  düzeyi barındıran bir ekosistem var:

1️⃣ Üreticiler → 75+ bitki türü, mantarlar, yosunlar
2️⃣ Birincil tüketiciler → tarla faresi, gelengi, tavşan, çekirge, keklik, angıt
3️⃣ İkincil tüketiciler → kurbağa, kaplumbağa, yusufçuk, arıkuşu, gelincik
4️⃣ Üçüncül tüketiciler → tilki, çakal, kızıl şahin, gökdoğan, yılan kartalı
5️⃣ Dördüncül tüketiciler → kurt, kaya kartalı, kara akbaba, mısır akbabası
♻️ Ayrıştırıcılar → solucanlar, karınca orduları, bakteriler, mantarlar

Bu başarı doğanın kendi kendine inşa etme gücüne duyulan saygının bir sonucudur. Kıraç bir arazinin, biyolojik çeşitliliğin zirve avcılarını bile besleyebilecek kadar zengin bir yaşam katmanına dönüştüğünü görmekten büyük gurur duyuyoruz.

Yeni maceralarda görüşmek üzere 🌱

Başka Bir Hayat Mümkün mü? BÖLÜM 5: HIRSIZ VAR


HIRSIZ VAR! 
Başka Bir Hayat Mümkün mü? Yazı dizimde 2023'e geldik.

Her şey çok güzel başlamıştı. 2022'nin acısını sineye gömmüş ağaçlandırma çalışmalarımıza devam ediyorduk. Yıllardır hayalini kurduğumuz arıcılığa da 2 kovan ile başlamıştık. Ancak geçen senelerin anahtar kelimelerini hatırlayarak önceki bölümlerde neler anlattım özet geçelim.
🦠2020 Pandemi, arazinin alınışını
🔫2021 Zorbalık, hem kırsalda hem şehirde karşılaştığımız zorbalıkları, 
🌱2022 Ağıt, dikilen fidanların kurumasını anlattım. 
🥷2023'ün anahtar kelimesi de Hırsız oldu. 

Evet hayallerle, umutlarla başlayan hikayede her seneye en az bir bitirme tezi eklenmesi standart süreç haline gelmişti. 1 ay içinde arazimize 2 kez hırsız girmişti. Mal varlığımızın çoğunu alıp götürmüşlerdi. Anlatacak pek bir şey yok. Yerine konamayacak onca yatırım uçup gitmişti işte. Çok şükür canımız ve fidanlarımız sağdı. 

Şehirdeki iş hayatınızdan bunaldı iseniz, mobbing, borçlar, bitmeyen işler, iş arkadaşlarınız, yöneticileriniz, müşterileriniz vb üstünüze üstünüze geliyor ve çekip kırsala gitmek istiyorsanız bilmelisinizki buralar da pek romantik değil.

Başka bir hayat gerçekten mümkün olabilir ama o hayat da kolay değil ve bedelleri var. 🌾

2024'te görüşmek üzere 🐝


Başka Bir Hayat Mümkün mü? BÖLÜM 4: AĞIT


Başka Bir Hayat Mümkün mü? Yazı dizimde bugün 2022'deyiz. Anahtar kelimemiz:AĞIT

1️⃣Teori VS Pratik 
Kitaplar, kurslar ve teorik hesaplar, mükemmel bir başlangıç noktasıdır ancak gerçek dünya koşulları her zaman planladığınız gibi gitmez. Yağmur suyu hasadı hesaplarınız, tarihsel verilere dayansa bile, geleceğin garantisi değildir.
⁉️İşi şansa bırakmayıp yağmur suyu hasadımızı verilerden daha az hesaplamıştık. Ancak iklim değişikliği, "ortalamanin altı" kavramını bile alt üst edebilir.
‼️SONUÇ:Üniversitedeki değerli Hocalarımızın yorumları haklı çıkmıştı. Yağmur suyu hasadımız başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

2️⃣Organik Yöntemler VS Ölçeklenebilirlik 
Evsel atıklarla yapılan kompost vb, küçük ölçek bahçeler için idealdir. Ancak büyük alanlarda ihtiyaç duyulan devasa miktarlara ulaşmak, pratikte ve ekonomik olarak zordur. Bu, yöntemin değersiz olduğu anlamına gelmez; ancak büyük ölçekli projelerde tek başına yeterli olmayabileceğini gösterir.
Bu tür uygulamalar genellikle azınlık tarafından uygulanabilir. Sürdürülebilir tarımın, halka indirgenebilmesi için maliyet ve ölçeklenebilirlik problemi çözülmelidir. Aksi takdirde halkın ilgisine ve yararına sunulmamış bir bilim ancak mutlu bir azınlığın ayrıcalığı olarak kalır, tıpkı organik gıdalarda olduğu gibi.
⁉️Araziyi almadan öncesinde de 10 senedir evsel atıklarımızla yaptığımız kompost, solucan gübresi vb uygulamaları sonlandırdık. 
‼️SONUÇ:Üniversite Hocalarımız yine haklı çıkmıştı. Neden organik tarım vb yöntemlere karşı olduklarını anlamıştık.  

3️⃣Pes Etmek VS Alternatif Yollar
Başarısızlık, yolun sonu değil, yeni bir başlangıcın habercisi olabilir. Bir kapı kapandığında, diğer bir kapıyı zorlamak gereklidir.
⁉️Yağmur suyu hasadımız başarısız olunca C planımız taşkın suyu hasadını devreye aldık(detayları yazacağım).
‼️SONUÇ:Bir müddet idare edecek suya kavuşmuştuk. 

4️⃣Yerel Dinamikler VS Yasalar
Araziniz, mülkiyet hakkınız olsa bile, projenizin başarısı yerel halkın sosyal "izin" ve desteğine bağlı olabilir. Köylülerin tepkisi, en iyi niyetli projeleri bile engelleyebilir. 
⁉️Bizi 🔫 ile tehdit eden "Size ağaç diktirmeyiz' diyen köylüler üzerimize yürümüş ve bize çeşmeden su vermemişlerdi.
‼️SONUÇ:Diktiğimiz bine yakın fidanın %90'ı kurumuştu.

5️⃣Geleneksel VS Modern Yöntemler
"Doğal" yöntemlere duyulan bağlılık, hayatta kalmak için gerekli olan "geleneksel" veya "modern" çözümlere karşı çıkmamalıdır. 
⁉️Zemin etüdü sonucu 200 metrede su olabileceği ancak tuzlu olup kullanılamayabileceği söylenmişti. Susuz kalınca çareyi bir de bilimsel olmayan Çubukçu metodunda aradık. Bakır çubuklarla yapılan tespit ve sondaj kararı, teori ve geleneksel bilginin pratik bir sentezidir. Bazen, her iki dünyanın da en iyisini almak gerekir. 
‼️SONUÇ:Suyumuza kavuşmuş ve kuruyan fidanların yerine yenilerini dikmiştik. Sondaj, risk almamızı gerektirdi ama projemizin devamı için hayati oldu. 

VELHASIL Bizim çiftliğin para birimi:SU'dur. Her 1 litresi altın değerindedir. Klişe ama gerçek:Su hayattır 💧

Dip not:Fotoğraf Ağustos 2020'ye aittir. 

Başka Bir Hayat Mümkün mü? BÖLÜM 3: ZORBALIK

Takvimler 2021'i gösterdiğinde dört bir tarafımız zorbalıkla kuşatılmış bir yıl bizi bekliyordu.

1️⃣Bir yanda, tapulu arazimizin kendisinin olduğunu iddia eden ve bizi 🔫 ile tehdit eden, size ağaç falan diktirmeyiz diyen yerel halk,
2️⃣Bir yanda, 'siz katilsiniz' diyen sosyal medya veganları,
3️⃣Bir yanda, 'yanlış yapıyorsunuz, e herkes yapamaz tabi' diyen, ders ve akıl vermeye kalkan sözde aydın kesim, 
4️⃣Bir yanda, 'bu fikirlerinizle hiç bir şey olmaz, ben zaten organikçilere karşıyım, yağmur suyu hasadı falan da yapamazsınız' diyen Profesörler, 
5️⃣Bir yanda, yüzümüze kapanan bankalar...

Olayları detaylı anlatmam oldukça uzun sürer (merak edenlerle yorumlarda buluşalım). Biz küçük üreticiyiz, ancak emin olun ki bu yaşananlar bize özgü talihsizlikler değil, hatta eksiği vardır ancak boğazınızdan geçen her bir lokmanın ardında bu gerçekler var. Ülke tarımının geldiği nokta, bu sahipsizlik, bu çıkmaz döngü içler acısı. 

Tam bir sene boyunca arazide tek bir işlem yapamadık. Döviz yükseliyordu ve gecikme maddi zarara dönüşmüştü. Koralp mesleğini hiç yapmamış olsa da Ziraat Mühendisi ve temel bilgileri hala hatırlıyordu. Benim içinse yapılacak tek bir şey vardı;Deli gibi okumak, araştırmak, eğitimlere katılmak, gençliğimde köyde uyguladığımız yöntemleri hatırlamak, hala hayatta olan zamanında çiftçilik yapmış büyüklerimizin kadim bilgilerini toplamak, analiz etmek, çıkarıma varmak. 

Bir yanda kadim bilgiler, diğer yanda endüstriyel tarım bilgileri, öte yanda organik tarım, permakültür, doğal tarım, ekolojik tarım, hidroponik-aquaponik tarım, topraksız tarım, agrivoltaic tarım, agrosilvopastoral tarım vardı. İklim değişikliği ise en mühim konu idi, işim çoktu anlayacağınız🙈

Yaşadığımız her olay bize inanılmaz şeyler öğretti ve öğretmeye devam ediyor. Herşeye rağmen tarihler Aralık 2021'i gösterdiğinde arazinin 1km lik çevresi çitle çevrilmiş, 400 tonluk yağmur suyu toplama göleti yaptırılmış ve 1 dönümlük yüzey, yağmur suyu hasadına hazır hale getirilmiş, taşkın suyu hasadı için gereken hazırlıklar yapılmıştı. Bu 2 deli nihayet Bozkırı ağaçlandırma çalışmalarına başlamış ve sene sonunda bir tane değil bin tane dikili ağaçları vardı. 

Başka Bir Hayat Mümkün mü? yazı dizimde 3.bölümün sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bu satırları okumak için tarımla ilgilenmeniz gerekmiyor, yemek yiyor olmanız yeterli 🙃 

Sonraki bölümde, anahtar kelimesi:AĞIT olan 2022'de olacağız. Merak etmeyin ilerleyen bölümlerde yukarda bahsettiğim zorbalıkların her birine geri döneceğiz.

O halde bir sonraki bölümde görüşmek üzere 🌿

Başka Bir Hayat Mümkün mü? BÖLÜM 2: POLATLI'DA NE İŞİMİZ VAR?


Başka Bir Hayat Mümkün mü?
BÖLÜM 2
‘Çoğunluk Ege’ye Göçerken Biz Neden Bozkırı Seçtik? Polatlı’da Ne İşimiz Var?’

Bu bölümün içeriği, kırsala göçüp tarımsal üretime başlayarak yeni bir hayat kurmak isteyenler için arazi seçiminde “nelere dikkat etmeli” konusuyla başlamıştı. Ancak yazdıkça fark ettim ki, geldiğimiz noktada bu klasik maddelerin çoğu anlamını yitirmiş durumda.

Aşağıda anlatacaklarım kendi tecrübelerimiz olup yatırım tavsiyesi değildir 🙃

Elbette arazinin konumu, büyüklüğü, üretim planı, altyapı (elektrik, su vb.), ulaşım, çevre ve toprak gibi kriterler hâlâ önemli. Fakat bana göre en kritik konu iklim.

Su yoksa hayat da yok, bunu biliyoruz. Ama suyu bol bir yerde bile geleceği artık iklimin elinde. Ezberler bozuluyor. Bu yüzden “şuraya yerleşip şu ürünü yetiştireceğim” demek tek başına yeterli değil.

Örneğin meyve yetiştirmek istedin ve Ege’yi seçtin. Bu yıl Adana dahil 65 ilde ciddi zirai don yaşandı.
Ya da hayvancılık yapmaya karar verdin, Doğu’yu seçtin; Urmiye Gölü kurudu, tuz taşınımı riski kapıda.
Ormanlık, serin bir bölge aradın; Karabük’te bu sene sıcaklık 41 dereceyi gördü, yangınlar çıktı.
“Benim yerim suyun dibinde” diyorsun; ama tarımsal sulamalar kısıtlanıyor, dereler kuruyor ya da kirleniyor.
“Ata toprağıma dönerim” diyorsun; Birçok köy maden ruhsatı sınırına girdi.
“Doğu Karadeniz'de yayla balı üretirim” diyorsun; komşu ülkelerde görülen Tropilaelaps akarı bir gün sınırı geçebilir.

Kısacası Türkiye’nin her yerinde doğa kendi dengesini yeniden kuruyor. 

Biz Ankara-Polatlı’yı seçtik. Erozyon tehlikesi ile yüzyüzeyiz. Pişman mıyız? Ben değilim. Çünkü artık hiçbir yer tamamen “güvenli” değil — ne gıdamız, ne biz.
Değişen iklimle birlikte ürün desenleri kayıyor, zararlılar sınır tanımıyor, baharlar kayboldu, toprak fakir, kaynaklar kıt.

Yine de karamsar değilim. Yaşam bir şekilde yolunu buluyor. Bence sorun, insan olarak bu değişime hiç hazırlıklı olmamamız.

Yeni hayatlar kurarken belki de artık “nerede yaşamalıyım”dan çok “değişen dünyaya nasıl uyum sağlarım” sorusunu sormalıyız.

3.bölümde 2021'de olacağız. Anahtar kelimemiz ZORBALIK. Silahlı kişilerce nasıl tehdit edildiğimizi, yeni nesil şehir eşkıyaları tarafından nasıl katil damgası yediğimizi, eli kalem tutanlarca nasıl tokat yediğimizi paylaşacağım. 

O halde bir sonraki bölümde görüşünceye dek esen kal. 

Başka Bir Hayat Mümkün mü? BÖLÜM:1,5 TOPRAĞA DÖNÜŞ


Başka Bir Hayat Mümkün mü? Filmi Geri Sarıyoruz – Bilişimden, Yapay Zekâ Çağında Toprağa Dönüş

'Başka bir hayat mümkün mü?' yazı dizimin 1.bölümünde sondan yani 2025'ten başlamış ve çiftliğin sezon değerlendirmesini yapmıştım. Ancak;

❓Nasıl oldu da yüzümüzü toprağa döndük, bu 5 yılda bozkırın ortasında sıfırdan bir çiftlik kurarken başımıza neler geldi ve bizi daha ne gibi sürprizler bekliyor?
♻️Radikal bir karar, sadece kâğıt üzerinde kalmayıp, yenilenebilir enerji, su kıtlığı, iklim değişikliği vb riskleri yöneterek, sürdürülebilir bir yaşam modeline dönüşebilir mi?
🧭 Risk yönetimi, adaptasyon ve dayanıklılık gibi kavramların doğadaki karşılığı nedir?
🧑‍🌾 Tarımsal üretime yönelmek isteyenleri gerçekte neler bekliyor?

Cevapları bulmak için minik bir zaman yolculuğuna çıkacağız. Filmi geri saracağız ve önce 2020’ye, o büyük kararı aldığımız yıla gideceğiz.

1.bölümde 2025'in anahtar kelimesi 'SICAK' idi. 2.bölümün anahtar kelimesi:PANDEMİ olacak ve 'ÇOĞUNLUK EGE' YE GÖÇERKEN BİZ NEDEN BOZKIRI SEÇTİK? POLATLI'DA NE İŞİMİZ VAR? 🤦🏻‍♀️' sorusuna yanıt arayacağız.

İlerleyen bölümlerle beraber, doğanın döngüsündeki yerimizi sorgularken üretimin doğayla uyumunu ve gıda güvenliğini masaya yatıracağız. Çünkü gıda güvenliği artık sadece çiftçilerin değil, iş dünyasının, şehirdeki bireylerin, hepimizin ortak meselesi. Yaşamın sürdürülebilirliği, tabağımıza koyduğumuz her lokmayla başlıyor.

Paylaşımıma destek olarak, bu yazı dizisinin ilgisi olanlara ulaşmasına ve düşüncelerini, merak ettiklerini yorumlarda belirterek gelişmesine katkıda bulunursan çok sevinirim.

Bu hikayeyi okurken belki bulunduğun yere şükredecek, belki benim burada ne işim var diyeceksin. Bulunduğun yeri bilemem ama benim bulunduğum yerde, yani Boztepe'de şu aralar arılar kış salkımına, toprak ise baharda filizlenecek tohumlarıyla beraber derin bir uykuya hazırlanıyor.

O halde bir sonraki bölümde yeniden görüşünceye dek esen kal.


Başka Bir Hayat Mümkün mü? BÖLÜM 1: ZİRAİ DON VS SICAK


Başka Bir Hayat Mümkün mü? Bölüm 1:Zirai Don, 45 Derece Sıcak ve 5 Yıllık Çiftçilik Serüvenimiz: 2025 Sezon Değerlendirmesi

❗Türkiye'de geniş alanları etkileyen zirai don olayları ve sonrasında devam eden olumsuz hava koşulları, kuraklık, marangoz atölyemizi taşıma vs derken acısı tatlısı ile yine işlere yetişemediğimiz bir sezonu daha geride bırakıyoruz. Çok şükür 🙏Haftanın 7 günü çalıştık nefes almadan, hala da işler bitmedi, o derece dolu geçti. 

🍄Çok çeşidimizin olması bu sene de bizi yordu ama her geçen gün bu kararımızın ne kadar doğru olduğunu görüyoruz ve pişman değiliz. Varsın biz her işe yetişemeyelim, nasıl olsa insan eli değmese de doğanın çarkı dönmeye devam ediyor. Toprak işlemeyi mecbur kalmadıkça yapmadığımız için bahçemiz bakımsız görülse de toğrağın altı, üstünden daha kıymetli. Ve kesinlikle orada gözle görülür birşeyler olmaya devam ediyor. 

🍂Ağaçlarda yine kayıplarımız oldu ama bu sene bahçemiz dışında Ankara'da da sessiz bir orman yangını gibi bir çok yetişkin ağacın kuruyuşuna tanıklık ettik. Bitkisel üretim açısından gerçekten çok zorlayıcı bir sezon oldu. Ama bu çorak toprakları kendimiz seçtik, ağlamak yok. 

🐓Aynı zamanda geçtiğimiz hafta Polatlı'daki bu bozkır araziye adım atalı 5 sene doldu. Ağaçlarımızın çok azı 4 yaşında, kalanı 3 ve 2 yaşında. Bu arada biz de karı-koca yarım asrı devirdik. Artık saymıyorum ama çorak araziye ellerimizle diktiğimiz fidanların sayısı bini geçti. Ara sıra ağaçlandırmaya devam ediyoruz. Güçlü olan hayatta kalıyor. Bitkisel çeşitlilik gibi hayvansal çeşitlilik de elzem. Arılardan sonra kanatlı türlerin bu sezon aramıza katılması ile ortalık daha da şenlendi ancak çeşitlilik daha da artmalı. 🐑🐐🐄

☯️Çeşitlilik, önce korkunç bir kaos deneyimi yaşatıyor ama sonra kesinlikle dengeyi getiriyor. Hala en çok tanıklık etmeyi sevdiğim şey:ARDILLIK. Ekosistemin adım adım mucizelerine tanıklık etmek gibisi yok. Geçen sene baklazınnına ve arıkuşlarına acayip söylenmiştim. Bu sene sıfır söylenme. Arıkuşları evet arıları yiyor ama eşek arısı popülasyonunu da dengede tutuyor. Zehir kullanmadığımız için çiçeklerin meyveye dönmesine engel olan bakla zınnı da bir gün dengeye oturacak.

🛖Her sezon olduğu gibi bu sezon da en büyük handikapımız bahçeye git gel yapmamız idi. Dengeye oturmasını beklediğim konulardan biri de bu. Ellerimizle inşaatına devam ettiğimiz işliği tamamlayabilirsek seneye git gel götür getir işi bir nebze hafifler diye umut ediyoruz. 

🔥Herşey bir kenara bu seneyi tek kelime ile özetleyecek olursam o kelime kesinlikle:SICAK olur. 45 derece üstü seyreden sıcaklar, 2 ay süreyle bizi pert etti. Nefes alınamıyor, çiçekler açtığı gibi kuruyordu. Derin bir sessizlik içinde ağaçlar bize biz onlara uzaktan bakıştık durduk uzun bir süre. 

🧿Herşeye rağmen Bozkır bize bereketini sunmaktan geri kalmadı. Çiftliğimizin mecazi değil gerçek anlamda da en tatlı ürünü doğal balları, gezen tavuk yumurtaları, ilaç besin olarak adlandırılan aronyaları, antibiyotiksiz piliç etleri, bozkır güneşinde tatlanan zehirsiz üzümleri sadece bizim değil sizlerin de sofralarında yer bulmaya başladı. Senelerdir madden manen verdiğimiz emeklerin karşılığı yavaş yavaş geri dönmeye başladı. 

✅Toprak Ana'nın sadece verdikleri değil aldıkları da bir şeyler öğretiyor. O yüzden herşeye rağmen şükürler olsun diyerek yorucu bir sezonu daha kapatıyoruz 🤲 Çiftçinin işi bitmez, sezon kapansa da biz çalışmaya devam ediyoruz, ilk günkü hevesle, azimle, doğaya sevgi ve saygıyla... 

🍯Bu sezon en yüksek üretimimiz arıcılık kanadında oldu ve kargo ile de gönderimini yapabildiğimiz ballarımızda stokların sonuna da yaklaştık. Güzel geri dönüşler aldıkça çok mutlu olduk. Neymiş bakalım şu orijinal Ankara balı ben de deneyeyim dersen, bana veya Koralp Gök 'e ulaşabilirsin. 

🧑‍🌾Her sene giderek zorlaşan çiftçilik maceramızda gelenin gideni aratmadığı bir sezonda görüşmek dileğiyle ...



13 Şubat 2026 Cuma

Altuka Çiftliği'ne Hoşgeldiniz 🤗

Adı                  : Altuka Çiftliği 
Kuruluş            : 2020
İl/İlçe               : Polatlı/Ankara
Coğrafya         : Bozkır, dağ eteği
Yüzölçümü      : 28 dekar
Üretim Felsefi : Biyoçeşitlilik odaklı, pestisitsiz üretim
Ana Ürünler     : Ceviz, aronya, üzüm, bozkır ekosistemine uygun meyve çeşitleri, bal, yumurta, mevsimlik sebzeler, tıbbi aromatik bitkiler, çilek

Ankara bozkırında, karasal iklimin sert şartlarında kurduğumuz aile çiftliğimizde toprağın yeniden canlanma hikâyesini yazıyoruz.

Tek ürüne dayalı monokültür tarım yerine biyolojik çeşitliliği merkeze alan bir üretim modeli benimsedik. Ceviz bahçemiz, aronyalarımız, üzümlerimiz, arılarımız, tavuklarımız ve mevsimlik üretimlerimizle küçük ama yaşayan bir ekosistem kurmaya çalışıyoruz.

Bu blogda; çiftliğin gelişim aşamalarını  paylaşacağız. Aslında geç bile kaldık ama geç olsun güç olmasın. 🫢 

Burası sadece bir üretim alanı değil, aynı zamanda toprağın uyanışına tanık olma, kırsalda sürdürülebilir bir yaşam kurma ve Bozkır'ın bereketini sevdiklerimizle/sevenlerimizle paylaşma çabasının günlüğü.

Temmuz 2010 tarihli günlüğümde; 1 gün 1 köyde yaşayacağız diye yazmışım. O gün gerçek olmuş. Şimdi tekrar yazıyorum, 1 gün buralar orman olacak. 🌳 

Bizi Youtube üzerinden takip etmek isterseniz kanalımınızın linki burada 🙋🏻‍♀️ 

Tekrardan Altuka Çiftliği'ne hoş geldiniz. 🤗