7 Aralık 2010 Salı

Minik arkadaşlarına merhaba




Adını Yeşil (dişi, daha irice olan) ve Kahve (erkek, daha minikçe olan) koydun. Sammy'nin Maceralarını izledikten sonra ben de bunlaydan istiyolum deyince, biri dişi, biri erkek iki miniksu kaplumbağamız oldu. Rahmetli sincapım fıstıkımdan sonra ilk beslediğim canlı hayvan bunlar olacak.

Sorumluluğu sana ait. Mamalarını sen veriyorsun ve onları ilk eline aldığında yavyummmmm deyişin muhteşem idi. Dilerim uzun seneler yuvamıza eşlik ederler.

10 Kasım 2010 Çarşamba

Siz bu çocuğa ne yapıyorsunuz?



Bu akşam seni yuvadan almak üzere kapıyı çaldım. Öğretmenin açtı kapıyı. Yüzüme bakarak "siz ne yapıyorsunuz bu çocuğa?" dedi. Kalakaldım, kötü bir şey oldu sandım. Hayırdır dedim. Sizi o kadar o kadar çok seviyorki ve iletişiminiz o kadar müthişki çok hissediliyor bu dışarıdan dedi. Yüzümde gülümseme belirdi. Bir de siz ne iş yapıyorsunuz yahu diye sordu. Habire atölye falan testere uzay gemileri bişiler anlatıp duruyor dedi. Hehe diyerek anlattım olayı. Kasım ayında Uzay ve Gökyüzü konularınız varmış. Eeeeee bu durumda ne düşüyor ana-oğula. Teleskopumuzu alıp minik arkadaşlarına gösterip onlara uzayı ve gökyüzünü anlatmak.

Sevinçliyim ki... Bakalım neler anlatacaksın? Annem yanımda diye utanma ama tamam mı? :P

29 Ekim 2010 Cuma

4,5 yaşındaki kuzunun Uzay Gemisi

2,5 yaşından beri benimle ayna yapıyorsun, gök cisimlerini gözlemleyip bol bol onları çiziyorsun. Hep düşündüğüm şeydir acaba ileride bunlar gelişimine nasıl yansıyacak diye. Zira Ay dede hakkında fare kemirmiş peynir veya ısırılmış kurabiye gibi hayallerin yok. Ay'ı gözlemlerken göktaşı gelmiş bam olmuş, kıyatey oluşmuş diyorsun.


3 gündür babanla seni hayretler içinde izliyoruz. Zira geçen akşam biz masada çalışırken elinde bir kağıtla gelip, baaaaak helespok aynası kutusu çizdim diyerek yanımıza geldi. Pergel ve cetvel kullanarak birincil ve ikincil ayna hücresi çizmiş idin!

Az evel bu resmi çizip getirdin. Sıvı yakıt takı dahi olan bir uzay gemisi bu :) Kimbilir belki ileride de bu ilgin devam eder ve uzay gemileri tasarlar, Mars robotları yaparsın. :)

En şaşırıtıcı olan ise dün gece babanla saatlerce kafa patlattığımız, üzerinde tartıştığımız ve çözümünü bulamadığımız bir tasarımı oyuncaklarından basit bir şekilde yapıp gelip "yucan al sana helespok" yaptım diyerek önümüze koyman oldu! Koralp ile baka kaldık birbirimize.

İlk Teleskobum projesini inşa ederken diyordum ki, ilk teleskopları ile hayallerindeki uzaya ilk adımı atacak olan çocuklarımızın, onları gerçek uzay yolculuğuna çıkarak uzay araçlarını inşa etmelerine olan inancım sonsuz. Hatta bu projeyi NEDEN yapıyorum sorusuna iki kelimelik cevap arıyor idim, insanlara net bir şekilde anlatabilmek için.

Yukarıdaki doğaçlama yaşanan 3 olay bana bu NEDEN'i açıkça ortaya serdi. Cevabı aramama gerek yok bence artık. Zira apaçık ortada. Anlamayan beri gelsin, saf bir zihin ile iyice tekrar düşünsün, hala anlamıyor ise öte gitsin. Dünyanın ve insan türünün geleceği için neye ihtiyaç olduğu, neye olmadığı ortada.

İleride her ne olursan ol, hangi meslekle ilgilenirsen ilgilen, bu yaşta ufkunda böyle bilgilerle minik de olsa yer edecek isem, içine İNSAN sevgisi katabilecek isem ne mutlu bana...

Çok teşekkür ederim minik astronomum :)

16 Ekim 2010 Cumartesi

Minik kuzumun minik ameliyatı

Adı üstünde işte. Minik de olsa genel anestezi içeren bir ameliyat. Hayırlısı ile oldu bitti nihayet. Zaten ben ve baban senden daha endişeli idik, sana belli etmesek de. Fotoğraf çektik, kakara kikiri yaptık ki korkma diye. Ama maşallahın vardı, çok uslu bir çocuk idin. Ameliyathaneye girmeden evel sana çilekli şurup içirdiler. O yüzden ameliyathaneye girmeden evel zaten gözler sende kaymış idi :) Ama o bakışlarla seni ameliyathaneye bırakmak... İşte o ana kendimi kasmam sonucu halı hazırda devam eden bir bel kasılmasına yol açtı. Sen iyi ol da, Allah kimseye dermansız dert vermesin. Seni en çok rahatsız eden şey serum için koluna takılan iğne idi. O da çıkınca senden mutlusu yoktu. Öğle yemeğini yeyip, ilk çişini yapıp, pasta peşinde koşmaya başlayınca doktor amcamız öğleden sonra taburcu etti bizi. E artık iyi işemeler oğlusum. Çıkarken bize yaptığın maymun taklidi ise günün en keyifli anı idi. Seni çok seviyoruz kuzum....

Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Nüvit Sarımurat amcamıza, hemşire ablalarımıza ve hastane görevlilerine sonsuz teşekkürler.


9 Ekim 2010 Cumartesi

Faruk dedem kumda uyuyor


Sabah erkenden yollara düştük. Önce sana abi yatağı aldık. Tepkin: "Vay beeeee bu harika yaaaaaa kikiki" oldu :) Akabinde hastaneye gittik. Minik operasyonun çarşamba günü gerçekleşecek hayırlısı ile. Sonra dedenin senesi için okunacak mevlid için anneanneye gittik. Anneanneye giderken şöyle dedin "Dedem kumda sadece uyuyor, biz de onu suluyoruz" Öyle işte....

Bu fotoğraf 4. yaş yıl sonu gösterinden...

7 Ekim 2010 Perşembe

Yatak ucundaki minik kuzu derki....

Dün gece minik bir ses ile uyandım. "Koyaaaap ben seni çok seviyomm" Minik minik ayak sesleri akabinde şu kelimeler geldi. "Yucaaaan ben seni de çok seviyom" Baba ile açtık gözlerimizi, yatak ucumuzda bekleyen minik bir kuzu. Alıverdik aramıza, bi kolunla beni, diğer kolunla babacığını sarmaladın, biz de seni seviyoruz kuzum dedik ve hep beraber mışıl uykulara daldık. :)

Sen nasıl 1 çocuksun bilmiyorum ben :)

Benim laptop bozuk olduğundan babanınkinden yazıyorum. Onda da güncel foto nerde bulamadım. Masa üstünde bu fotoğrafın varmış. Onu ekleyivereyim :)


2 Ekim 2010 Cumartesi

Kuzu ile Body Worlds gezisi

Bugün Ankara'dan misafirlerimiz var idi. Sabah erkenden yola koyulduk.

Önce hastanede rutin kontrollerimizi olduk ve yıllık grip aşımızı yaptırdık. Haftaya minik bir operayon geçirmen gerekiyor :( Önemli ve ciddi bir şey değil ama bayıltılman gerekecekmiş. Hazırlamamız lazım seni o zamana. Ama sen doğduğundan beri ne iğneden, ne de hastanelerden korkuyorsun, bu konuda hep çok uslu oldun. Yine öyle olacaksın biliyorum :)

Sonra İstanbul Modern Sanat'ın yoluna koyulduk ve akrabalarımızla buluştuk. Girmeden önce vüdumuzu tanıyacağız diye anlattık sana. İçerde sen yetiştik insanların tepkisinden daha az tepki verdin. Anne bak abinin pipisi varmış, anne bak abinin kolu kırılmış, kafası kırılmış, kalbi çıkmış gibi gibi gayet  normal tepkiler verdin. Zürafa ve at ise seni en çok şaşırtan şeyler oldu. Ceninleri es geçtin, onlar bebek işte dedin ve yürüdün :) Bense sergi sonrası robot olduğumuza kanaat getirdim :)



Velhasıl yorucu ve güzel bir gün idi, çok eğlendik :)

1 Ekim 2010 Cuma

Kuzu ile sinema keyfi

Evet ailecek çok seviyoruz ama son zamanlarda içimiz dışımız atölye olmuş idi. Bu yüzden bu akşam yemeğimizi yer yemez değişiklik yapıp sinemaya gittik ailecek. Kocaman mısırlarımızı aldık ve seyre koyulduk.

Çılgın Hırsız (Despicable Me) pek keyifli idi. Epeydir vizyonda, uzun zamandır da seyretmek istiyor idim, bu akşama kısmet oldu. Salonda bizden başka bir baba-oğul var idi. Başka da kimse yok idi. Yayıldık, evde seyreder gibi seyrettik keyifle.

Gru'yu nedense kendime benzettim. Belki de o çocukken kurduğu Ay'a gitme hayalleri yüzünden. Altuğ bu zamanları hatırlayacak mı acaba diye düşünüyorum. Geçenlerde bana 'Anne ne zaman astıyonot olcam ben' diye sormuş idi mesela. :P

Sen de pek keyif aldın hani :) Öyle işte....

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Onlar 'İNSAN' değil, onlar 'ÇOCUK'

Geçenlerde çizdin. Aramızda geçen konuşma şöyle;



Kuzu: Yucan baaaaaaak, faaliyet yaptım.
Gök Anne: Ah kuzummmmm ne güzel olmuş. Nedir bu çizdiklerin?
Kuzu: Güneş, deniz, yol
Gök Anne: Peki oradaki insanlar kim?
Kuzu: Onlay insan diiil, onlayyy çocukkkk. Sen bilmiyorsun!!!



20 Ağustos 2010 Cuma

Gebelik anıları 34-39 haftalar

34. HAFTA

ANNE ADAYI:
Nefes almakta epey zorlanır oldum. Hatta bazı an nefes alamıyorum bile diyebilirim. Bu hafta bahardan kalma bir hava vardı. Bahar aylarını çok severim, bana çok iyi geldi. Üzüntü kaynaklarımı öldürdüm ve gömdüm. Hatta yasını bile tuttum. Bir süre ortaya çıkmasalar iyi olur. Mutsuz olmak ve çevremdeki insanları da mutsuz etmek istemiyorum. Başta Koralp ve doktorum olmak üzere epey can sıktım. Bu hafta sonu diyetisyen ve canım doktorcuğumda idik. Toplamda 8,5 kilo aldım. Bu ay 1 kilo alma hakkım daha var. Herşey yolunda. Canım doktorcuğum da Altuğ’un 2,160 gr olduğunu söyledi. Koca göbüşkolu minik bir oğlum var. Artık kontroller sıklaşacak. Doğuma az kaldı.

BABA ADAYI:
Bu haftasonu havanın ısınmasını fırsat bilerek boğaz da biraz gezdik. Bişeyler yedik içtik. Nurcan çok mutu oldu. Dolayısı ile ben de mutlu oldum. Bu hafta çok güzel bir hafta idi. Oğlum eşim ve ben. İkimiz de bu hafta oldukça mutlu günler geçirdik. Ufaklık da mutluydu sanırım. Habire annesinin karnında oyunlar oynadı. Hafta sonu oğlumuzla buluştuk. Boyumuz biraz kısa ama sağlığımız yerinde. Göbeğimiz ise ilerde gidiyor. Umarım kalan haftalar da bu hafta gibi güzel geçer. Nurcan artık daha çabuk yoruluyor. Diyetisyeni Nurcan’a çok güzel kelimeler söyledi. Doğum sonrası diyet programını bile planladılar. Nurcan mutlu ben mutlu ve tabi ki oğlum da mutlu. Sanırım ...


35. HAFTA

ANNE ADAYI:
Çok yorgun ve de halsiz bir haftadayım. Kemiklerim ezilmiş gibi hissediyorum. Doktorcuğum 36. haftanın sonunda izne ayrılmam gerektiğini söylese de ben 37.-38. haftaya kadar çalışmayı düşünüyordum. Ama sanırım yapamayacağım. Önümüzdeki haftayı iple çekiyorum. Geçen işe giderken otobüste bayıldım ve çok korktum, ya tansiyonum ya da kan şekerim düştü bilemiyorum. Yollarda doğurmak istemiyorum. Aşırı kilo almamama rağmen hareket yeteneğim azaldı ve çok çok zor nefes alıyorum. Ayaklarım şişmeye başladı. Altuğ ise sanırım hayatından memnun annesini şiddetle tepmeye devam ediyor. Gecelerim ise kabuslarla geçiyor. Doğumhanede delik deşik olmalar mı, doğuramadan ameliyat masasında kalmalar mı, devasa büyüklükte börtü böcükler mi, zombiler mi... Ne ararsan var.

BABA ADAYI:
Bu hafta annemiz bizi biraz korkuttu. İşi bırakma zamanı geldi. Ama genel olarak daha olumlu bir hafta idi. Eşimin depresif davranışları yerini beklentiye bıraktı. Doğal olarak da endişeler başladı ikimizde de. Neredeyse 9 ay geçmiş durumda. Sanırım toplama bakınca çok sorunlu bir hamilelik dönemi yaşamadık.

36. HAFTA

ANNE ADAYI:
Hazırlıkları tamamlamaya çalışıyoruz artık. Son koşturmacalar... Bu hafta da nefes alıp vermede çok zorlandım. Ayaklarım da akşamları şişiyor ve zonkluyor. Gündüzleri ise enerjim var ama vücudum harcamaya izin vermiyor. Kabus dolu gecelere ise devam. Doktorum vefat ediyor ve ben doğumhanede kalakalıyorum. Rüyalarımda bir doğursam sanırım gerçekte de doğurabileceğim. Altuğ’un odasında bir perdesi eksikti. O da tamam oldu. Babamızla ellerimizle tırnaklarımızla yaptık bu odayı. O yüzden bize göre çok güzel oldu. Tek eksiğimiz Altuğ Kağan...

BABA ADAYI:
Oğlumun odasında artık ufak tefek şeyerden başka bir eksik kalmadı. Hafta boyunca eşimi otobüs durağına ben arabayla bıraktım. Bundan dolayı işe yarım saat geç gittim. Artık bütün dikkatim oğlumda. Nasıl bişey çıkacak diye merakım gittikçe artmaya başladı. Eşimi daha iyi anlamaya başladım sanırım. Ama henüz kendimi baba gibi hissetmiyorum. Dışarıda bebişlere gözüm takılıyor. Nasıl bir anne&baba olacağız acaba? Kim bakacak? Umarım ikisi de sağlıklı olur.

37. HAFTA

ANNE ADAYI:
Bu hafta izne ayrıldık artık. Oğlumla evdeyiz. Sevgili doktoruma gittik. Beyimiz 2,795kg 45,5cm olmuş. Onu nasıl merak ediyorum anlatamam. Canım doktorum iki seferdir çok güzel bir burnu olduğunu söylüyor, göreceğiz. Bu hafta idrar ve kan tahlili sonuçlarını aldık, her şey normalmiş. Ayrıca beni NST’ye bağladılar. Onda da her şey normaldi. Bunun dışında bu hafta soğuk algınlığı ile geçti. Dolayısı ile zorunlu istirahat etmek zorunda kaldım. İstemediğim halde ilaç kullanmak durumunda kaldım. En azından ateşim yükselmedi. Altuğ gayet iyi. Annesi ile bolca dinlendi.

BABA ADAYI:
Eşim bu hafta izne ayrıldı. Ama soğuk algınlığı yüzünden 1 hafta yattı. Doktora götürdüm, ilaç verdi. Bu dönemde ilaç alabiliyormuş meğersem. Şu 3 hafta geçmiyor bir türlü. Merak, sevinç ve endişe hepsi bir arada. Neyse ki az bir süre kaldı. Yakında herşey sonuçlanacak.

38. HAFTA

ANNE ADAYI:
Bütün cici kıyafetlerimiz, nevresim takımlarımız yıkandı, ütülendi, yerlerine yerleştirildi. Artık cidden tek eksiğimiz Altuğ Kağan. Annem doğuma daha var diyor, karnım daha aşağı inmemiş  Oğlum sanki bulunduğu yerden hiç çıkmayacakmış gibime gelmeye başladı. Rüyalarımda ise doğurabiliyorum artık. Ayrıca sevgili doktoruma kontrole gittik. Beyimiz 3,160kg olmuş. Artık doğum her an başlayabilirmiş, çünkü plesanta gelişimini tamamlamış. Doktorum bana doğum sancılarından bahsetti. 9 aydır beklenen an bu an olmasına rağmen çok ama çok heyecanlıyım. Doğum valizimizi hazırladım. Gören tatile çıkıyorum sanacak  Eksik var mıdır acaba? Geceleri hiç uyumuyorum. Resmen oturup oğlumu bekliyorum artık. Arada bir sancılar gelmeye başladı. Acaba bu mu doğum sancısına dönüşecek sancılar?

BABA ADAYI:
Hafta sonu tüm alınan eşyalar yıkandı. Ayrıca doktorumuz Nurcan’a artık sürenin dolduğunu ve her an gelebileceğini söylemiş. Bu bizim heyecanımızı katladı resmen. Son kontrollerde çıkan eksikleri de aldım. Artık bekliyoruz.

39. HAFTA

ANNE ADAYI:
Bu haftayı anlatacak en güzel kelime sabırsızlık. Geceleri bile oturup sanki oğlum her an kapıyı çalacakmış gibi beklemeye başladım. Uyusam ya? Nasıl olsa çok yakında uykusuz geceler başlayacak. Yürümekte ve geceleri bir taraftan diğer tarafa dönmekte oldukça zorlanmaya başladım. Sanırım vücudumda doğumla ilgili çalışmalar başladı, hissedebiliyorum artık. Normal doğum bekliyoruz. Bahar da geldi iyice ve ben çok ama çok mutluyum.

BABA ADAYI:
Hafta sonu babaanne ve dede Ankara’dan geldiler. Sigara içmeleri sorun yarattı. Bebeğimin yanında da sigara içmezler umarım. Onlar da bayağı bir şeyler getirmişler. Onlar da yıkanacak. Nurcan artık hiç hareket edemez oldu. Ayrıca sanki çocuk olunca hiç gezemeyeceğiz gibi bir psikoloji bizi bağladı. Bu da canımızı sıkıyor. Ama her şeyi hazır. Biz bekliyoruz. Altuğ Kağan seni şu anda o kadar çok merak ediyor ve seviyorum ki bilemezsin. Belki 20 yıl sonra bu satırları okurken bize gülmezsin.

10 Ağustos 2010 Salı

İlk fabrika gezin

24 Temmuz 2010 cumartesi günü Aylin ablamızın daveti ile Algida'nın Çorlu'daki fabrikasını gezmeye gittik. Huysuzluğun yine had safhada idi. O dereceki bir fotoğrafını dahi çekemedim. Bööö sana. :P


Yolda 987987928 tane soruna cevap verdim. :P Fabrikaya ilk girişte her zamanki koala gibin dolandın bana pek tabi. Genlerinde var sanırım bu çekingenlik. Sonra o dezenfekte edilmek lazım gelen bölümde önce biraz şaşkın şaşkın bakındın. O kıyafetleri giyip, eller, ayaklar her bir yerimiz temizlikk aşamasından (gerçekten hiç el değimiyormuş) geçtikten sonra cidden büyülü bir dünyaya adım attık, sen de açıldın biraz. Seri üretim bandındaki dondurmaları, onların hazırlanışı, paketlenişini görünce resmen kendinden geçtin (laf aramızda ben de kendimden geçtim, bir ara seni bahane edip, bize ayrılan çizgileri aşıp başka bölümlere gitmek aklımdan geçmedi değil, ama vallahi uslu durduk :P )

Ve tabiki o gün seni dondurma yemekten kimse alıkoyamadı. Sayabildiğim kadarı ile 4-5 tane yedin sanırım. Çeşit çeşit ve de taze taze. Taze dondurmanın tadı gerçekten muhteşem imiş. Peşinde koşturmaktan o gün ne yaptığımı ben pek hatırlamıyorum. :) Tek kelime ile tadı damağımda kaldı :) Hem fabrikanın, hem sohbet edemediğim dostların, hem de tabiki dondurmaların.

Akşam olup eve döndüğümüzde babana bir anlatışın vardıki o an cidden keyif aldığını tescillemiş oldum :)

Ha seni kimse fotoğraflayamadı ama Berna bacısım beni fotoğraflamış idi. Objektifine sağlık tekrar Berna ablamız :P ve teşekkürler...



Gezi ile ilgili şurada detay ve fotoğraflar mevcut. Teşekkürler Aylin ablamız, teşekkürler Algida :)

23 Temmuz 2010 Cuma

Gebelik anıları 28-33 haftalar

28. HAFTA

ANNE ADAYI:
Altuğ Kağan’ın odası ufak ayrıntılar dışında artık hazır. Öyle mutluyum ki. Bende ilk haftalarda olduğu gibi yine aşırı bir yorgunluk ve uyku halleri başladı. Sanki bütün dünyayı sırtımda taşımışım gibi hissediyorum. Sabahları uyanmakta güçlük çekiyorum. Her tarafım ağrıyor. Altuğ ise gündüzleri uyuyor geceleri durmadan tekmeliyor. Hiç ama hiç durmuyor. Serserim ben konuşunca bana cevap veriyor sanki. Sanırım hala yan duruyor. Geceleri çok ilginç rüyalar görmeye başladım.

BABA ADAYI:
Odası genel olarak bitti. Açıkçası hiç bir ev işinde bu kadar özenerek ve mutlu bir şekilde yapmamıştım. Evlat kavramı bu olsa gerek. Onun için daha neleri mutlu bir şekilde yapacağız bilemiyorum. Ev işi denilince beli veya sırtı ağrıyan Nurcan bile odanın boyasında ve diğer işlerde o kadar çok çalıştıki şaşırılmayacak gibi değildi. Bunun dışında Nurcan bu hafta daha mutlu idi. Sinirleri gergin değildi. Dolayısı ile ben de mutluydum...

29. HAFTA

ANNE ADAYI:
Altuğ’un fetal eko sonuçları çok güzel çıktı. Çok şükür ki her şey normalmiş. Öyle mutlu oldum ki anlatamam. O benim biricik miniğim. Cidden gebe olduğumu hissetmeye başladım artık. Sanki koca bir gezegeni karnıma bağlamışlar ve ben onu taşıyorum. Sırtım ağrıyor. Artık çok çabuk nefes nefese kalıyorum. Nefesim yetmiyor. Bu soğuk günlerde bana sıcaklar basmaya başladı. İştahım da azaldı nedense. Geceleri ise neredeyse 2-3 saat uyuyabiliyorum sadece. Bu yüzden gündüzleri oldukça gergin oluyorum. Sanırım beyimiz doğumdan sonra geceleri annesini uyandırmaya şimdiden hazırlıyor.

BABA ADAYI:
Bu hafta oğlumun tamamen sağlıklı olduğu kesinleşti. Kalbinde bir sorun yokmuş. Bu çok mutlu etti bizi. Nurcan’ın gece uyuyamaması nedeniyle gündüzler daha zor geçiyor Nurcan için. Doğal olarak da benim için. Her geçen gün oğlumu daha çok merak ediyorum.

30. HAFTA

ANNE ADAYI:
Doğumdan sonra gebelikle ilgili olarak en gülerek hatırlayacağım şey sanırım hiç sebep yokken ağlayabildiğim dakikalar olacak. Karlı bir İstanbul var ve insan gebe iken kar ne güzel yağıyor diye bile ağlayabiliyor. Koca göbüşüm iyice gerilmeye başladı. Oğlum ise hiç durmuyor. Bu aralar hareketleri arttı mı yoksa bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama karnımda resmen 8 şiddetinde depremler oluyor. Boğazın soğuk sularında yüzmek isteyecek kadar midem yanıyor. Bel ağrılarım ise geceleri zorlamaya başladı. Sağım solum her tarafım yastık dolu, yatarken iyi geliyor.

BABA ADAYI:
Nurcan hep hareket eden oğlumla konuşurken, ben de ne zaman elimi Nurcan’ın göbeğine koysam birden hareket etmeyi bırakıyor bu velet. Nedir oğlum bana karşı bu tutumun. Boykot mu ediyorsun yoksa baba geldi diye uslu mu oluyorsun? Neyse genelde depresyonlu bir haftayı daha bitirdik. Açıkçası heyecan ve endişe bende de başladı. Nasıl doğacak kim bakacak biz bebeğimize bakabilecek miyiz? Biraz korkmaya başladım sanırım.

31. HAFTA

ANNE ADAYI:
Yarım saatliğine uyusam bile upuzun rüyalar görüyorum. Ne kadar çok rüya görmeye başladım. En dahi senaristler bile rüyalarımdaki senaryoları üretemezler. Hamilelik depresyonlarım hala ve de hızlı bir şekilde devam ediyor. Bu depresyondan kurtulamayacakmışım gibi hissediyorum, hiç mutlu değilim. Altuğ doğum pozisyonu aldı mı çok merak ediyorum. Hep yan duruyordu. Bu hafta sonu öğreneceğiz. Kontrole gittik bu hafta. Oğlucuğum baş aşağı dönmüş. Çok sevindim. Kocaman bir göbeği varmış. 1,9 kg olmuş. Koca adam oldu. Belim iyice ağrıyor. Bu hafta ayrıca Altuğ Kağan’ın kök hücresinin saklanması için gerekli işlemleri de yaptırdık.

BABA ADAYI:
Yaklaşık 3 aylık bir beklemeden sonra bu hafta sonu Kök hücre çalışmalarını sonlandırdık. Umarım hiç ihtiyacımız olmaz. Ya her hafta sonu para harcar olduk. Ne zaman bitecek bu alışverişler? Oğlumuzun hafta sonu kontrolü vardı ve Nurcan’ın endişeleri en azından bir süreliğine kalktı. Oğlum doğum pozisyonuna girmiş. Ama Nurcan’ın depresif durumu hala geçmedi. Sanki en büyük düşmanı benmişim gibi davranıyor. Bunu da söyleyince benimle kavga ediyor. Ne yapacağımı nasıl davranacağımı ve ne diyeceğimi şaşırdım. Umarım düzelir. Çünkü kendi de farkında ve bu durumuna çok üzülüyor. O üzgün olunca ben daha da üzülüyorum. Umarım herşey düzelir...

32. HAFTA

ANNE ADAYI:
2 haftadır sancılarım devam ediyor. Düzensiz aralıklarla karnımda kasılmalar oluyor. Oğlumun odası iyice hazır. Ufak ayrıntılar kaldı. Ama bu hafta hareketleri azaldı. Sanırım ona canavar dediğimi duydu artık daha uslu duruyor. Toplamda 6,5 – 7 kilo aldım. Karnımda henüz çatlak oluşmadı. Ama ben yine de kendimi çirkin hissediyorum. Hala çok mutsuzum ve bu beni deli ediyor. Geceleri daha zor geçmeye başladı. Burnum tıkanıyor ve nefes alamıyorum. Yürümek bile daha da zorlaştı. Oğlumu çok ama çok merak ediyorum.

BABA ADAYI:
Hep iki çocuğumuz olmasını istiyorduk ama ben Nurcan’ın durumundan dolayı ikinci çocuğu düşünmemeye başladım. Nurcan'ın bu kadar zorlanacağını hiç düşünmemiştim. Umarım Nurcan’ın bu mutsuzluğu bebeğimize olumsuz bir etkide bulunmaz. Bunun dışında bebeğimize kimin bakacağı da ayrı bir sorun. Ne yapacağız bilmiyorum ve bu beni çok endişelendiriyor.

33. HAFTA

ANNE ADAYI:
Zor bir hafta. Yorgunum. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Çalışan bir anne adayı olarak bu hafta SSK doğum önü izni işlemlerini hallettim.

BABA ADAYI:
Bu hafta bebeğimizi bahane ederek bir video kamera aldık. Açıkçası ben çok mutlu oldum. Ama birikmiş borcumuzu düşündükçe içim ürpermiyor değil. Meğer çocuk yapmak ne pahalı bir şeymiş. Bunun dışında Nurcan’ın mutsuzluğu bu hafta en yüksek seviyede. Arkadaşlarına bile sebepsiz kızıp küsüyor. Ve bu da beni üzüyor. Nurcan’a izne çıkmasını öneriyorum ama daha kötü olurum evde tek başıma diyerek kabul etmiyor. Umarım yine eski mutlu günlerimize döneriz. Yoksa birbirimizi çok yıpratmaya başladık.

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Gebelik anıları 22-27 haftalar

22. HAFTA

ANNE ADAYI:
Bebeğime Bach ve Brahms’ın klasik müzik kasetlerini aldık. Her gün dinleyeceğiz artık. Hareketlerini artık babası da ben de hissediyorum. Doktorcuğumda kontroldeyiz yine. 25 cm 500 gr olmuş miniğimiz beyimiz. Bacak bacak üste keyif çatarken poz verdi bugün beyimiz bize. O iyiymiş ama ben epey kilo almışım. Bu nedenle yediklerimi dengelemem için diyetisyene gitmeye başladım. Sanırım metabolizmam iyi çalışmıyormuş. Bebeğime bir şey olmasından korkuyorum.

BABA ADAYI:
Hafta sonu bebekler için klasik müzik kasetleri aldık. Hiç beklediğim gibi değil. Trafikte dinlerken stresi yok ediyor etmesine de bir gün uyuyabilirim direksiyon başında :) Oğlum bu tınıları duyuyorsa dünyayı nasıl tasvir ediyordur acaba. Bu arada beyimiz ultrasonda göründüğü kadarı ile keyfi yerinde idi. Atmış bacak bacak üstüne annesinden kahve isteyip keyif yapacak, fıstığım benim. Diyetisyene de başladık hafta sonu. Bakalım diyetisyen işe yarayacak mı?

23. HAFTA

ANNE ADAYI:
Gebelikte diyette olmak çok sinir bozucu. Her ne kadar aç kalmasam da istediğin zaman istediğini yiyememek moral bozuyor. Ama her şey benim ve bebeğimin sağlığı için. Ayaklarım şişmeye başladı. Bazen işe falan gitmek istemiyor canım. Yine ruhen dalgalanmaların olduğu bir döneme mi girdim nedir? Uyumak istiyorum sadece...

BABA ADAYI:
Nurcan depresif hareketler göstermeye başladı sanırım. Fiziksel durumundan şikayet edip sürekli uyumak istiyor. İşe gitmek zor oluyor. Diyete başladı. Tabi ben de başladım. Bunun dışında herşey normal.

24. HAFTA

ANNE ADAYI:
Kontroldeyiz bugün. 2. düzey tarama yapıldı. Bebeğimin her şeyi normalmiş. 30 cm 700 gr olmuş. Çok mutlu oldum. Sadece kalp atışlarını çok net dinleyemedi doktor. Umarım ciddi bir şey yoktur. Endişelendim açıkçası. Kötü bir şey olsa söylerlerdi değil mi? Artık bebeğimin ismine de karar verdim. Herkes çok zor bir isim dese de ben kararımı verdim. Tanıştırayım; oğlum Altuğ... Onu çok seviyorum :)

BABA ADAYI:
Kalbiyle ilgili bir sorundan şüphelendiler. Ama bu durum kalbi dinleyemediklerinden de kaynaklanabilirmiş. İnşallah bir terslik olmaz. Çünkü daha çok minik. İsmine karar verdi Nurcan :) Sanırım iki ismi olacak. İsim yüzünden oğlumun sıkıntı çekmemesi gerekiyor ama biz iki isim koyacağız. Sanırım bir tezatlık var bu işte.

25. HAFTA

ANNE ADAYI:
Altuğ’un yatak odasını aldık. Çok güzel oldu. Bir an önce ona kavuşmak istiyorum. Yarım dünya olmuş gibi hissediyorum artık kendimi. 2 hafta öncesine göre öyle değiştim ki. Aynada kendimi tanıyamıyorum. Altuğ ile konuşmak çok hoşuma gidiyor. Konuşunca bana cevap veriyor sanki. Öyle tepikliyor ki. Babası aramızdaki ilişkiyi kıskanıyor adeta. Geceleri beni uyandırıyor, sohbet ediyoruz beraberce, sonra yine uyuyoruz. Sık sık tuvalete kalkmak ise cabası. Gebeliğin en zor kısmı bana göre.

BABA ADAYI:
Hafta sonu oğlumuzun yatak odasını aldık. Belki biraz aceleci davrandık. Ancak gebeliğin son dönemlerinde Nurcan’ın hareket kabiliyetinin azalacağını düşünürsek sanırım doğru bir karar verdik. Sanırım bir iki hafta sonra odasını tamamlarız. Bunun dışında Nurcan geceleri beni uyutmaz oldu. Gecenin köründe kaç kişi kendi kendine konuşur ki? Geceleri sen de uyusana oğlummmm....

26. HAFTA

ANNE ADAYI:
Diyetisyene gittim bu hafta. Fazladan aldığım kiloları dengelemişiz. Şimdiye kadar aldığım kilo normalmiş. Zaman ne çabuk geçti. Göbeğim kocaman oldu. Yolun 2/3’ü bitti. Zor dönemler başlıyor şimdi. Bu arada doğum nasıl olacak acaba diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. Geceleri sık sık uyanmaya başladım. Hatta uyumak eziyet olmaya bile başladı diyebilirim. Belim ağrıyor, midem yanıyor, bacaklarıma kramp giriyor. Altuğ’a bir sürü ciciler almaya başladık. Akşamları oturup aldıklarımızı seyrediyorum, sanki içinde o varmış gibi.

BABA ADAYI:
Geceleri uyuyamaz oldum. Gündüzleri ise sürekli şikayet eden bir eşim var. Aşırı hassas bir eşim var. Ne desem küsüyor veya kavga ediyor. Cevap verdiğimde ise ağlıyor. Bunun dışında oğlumun odasına başladık. Boya tamir odanın kurulumu vs. Ama yavaş yavaş...

27. HAFTA

ANNE ADAYI:
Babamız ile isim konusunda nihayet anlaşma yaptık. Oğlumuzun ismi Altuğ Kağan olacak. Çok gergin bir haftadayım nedense. Kimseyi görmek istemiyorum. Devamlı ağlıyorum. Altuğ Kağan öyle tekmeliyor ki sanki tokat yemiş gibi oluyorum. Dışarıdan da görebiliyorum hareketlerini. Bu hafta doktorda idik. Altuğ 985 gr olmuş. Kocaman da bir göbüşü varmış. Şimdilik herşey yolunda ama haftaya fetal eko yapılacak, kalp atışlarını dinleyeceğiz. Bir sorun çıkmamasından başka bir şey düşünemiyorum bu aralar.

BABA ADAYI:
Bu hafta hileli bir çekiliş sonucunda oğlumuzun kesin ismi belirlendi. ALTUĞ KAĞAN. Umarım ömrü de adı gibi güzel olur. Nurcan’ın hassas durumu gittikçe kötüye gidiyor. Bunun dışında oğlumun kalbinde sorun olduğuna dair ikimizde de bir korkulu bekleyiş var. Ya ne kötü bir duygu imiş bu! O daha minnacık... Nolur bişey olmasın...

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Hep toprağa basasın


Gittik, gezdik, tozduk, yedik, içtik geldik kuzucum. Sen köyü çok seviyorsun. Biz de çok seviyoruz ve bir gün bir köyde yaşayacağız :)

Çok ama çok eğlendin. İçeriye hiç girmedin. Kendi kendine gezdin oynadın doğa ana ile beraber.

Babanı çok ama çok özledin. Kapıda duran bir arabayı görünce "yuucan koyap geldi" deyip koşa koşa kapıyı açmaya gittin. Baban olmadığını görünce yüzündeki oluşan ifade yüreğimi yaktı. Siz hiç ayrılmayın emi.

Teşekkür ederim oğlusum. Seni çok seviyorum.

Bu da minik bir video Çerçen Köyü - Safranbolu maceramızdan.

6 Temmuz 2010 Salı

Bu çeşmeden bir zamanlar gürül gürül su çağlardı oğlum



Bu çeşmeden bir zamanlar gürül gürül su çağlardı oğlum diye anlatıyorum sana bu fotoğrafta. Sen de dinliyorsun ciddi ciddi. Kaynağı dağ olan suyu köylerde evlere bağlayıp bir de üzerine su faturası kesmeye başlayalı beri akmıyormuş artık o "SU". Yaz kış yaşayan 3-5 kapı ya var ya yok şimdilerde. İyi mi etmişler bilemedim??? Oysa o çeşme başında az yıkanmadık biz, sıra bekleyip testi ile az su doldurmadık biz.

Bir köyde akmayan bir çeşme varsa? Ya birinin yolu bu köye düşerse? Çalacak bir kapı ya yoksa? Bir yudum su isterse?

Burası haft başı oğlum. Biz öyle derdik. Annenin lise dahil yazları çocukluğun geçtiği, annenin annesinin, annenin annesinin annesinin köyü, Çerçen Köyü. Safranbolu Karabük.

Diğer maceralarımızı sonra yazacağım tabi. Şimdilik sevgiler bizden, selamlar tüm sevdiklerimize...

1 Temmuz 2010 Perşembe

Teşekkür ederim anne yarısı öğretmenim

Berna öğretmenim, ben işte iken bebeme analık yaptığın için sana çooook teşekkür ederim. Dünya hali bu yollarımız tekrar kesişir kesişmez, burdan sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.



Berna Tütüncü ve Eda Tütüncü öğretmenlerimiz yolunuz aydınlık olsun emi. Sizin gibi evlatlarımızı emanet edebileceğimiz değerli evlatları yetiştiren anneciğinizin, babacığınızın da ellerinden öperiz. İyiki vardınız, iyiki varsınız, inşallah yine olacaksınız :) Sizi çok seviyoruz.

Altuğ Kağan, Nurcan, Koralp Gök Ailesi :)

Gebelik anıları 16-21 haftalar



16. HAFTA

ANNE ADAYI:
Doktorcuğuma geldik bugün yine. Cinsiyeti kesinleşti bebişimin. Erkek olacakmış. Artık alışveriş yapabilirim. Yine çok hareketli idi. Kesin sporcu olacak benim oğlum. 14,5 cm boyunda 160 gr ağırlığında imiş. El parmaklarını saydık. Kafatasını gördük. Midesini gördük. Kordonunu gördük. Çok güzeldi. Doktorum her şeyin normal ve yolunda olduğunu, benim ve bebeğimin iyi olduğunu söyledi. Bunları duymak beni çok mutlu ediyor.

BABA ADAYI:
Ben bu hafta doktora gidemedim. Ama oğlum bu sefer pipisini göstermiş herkese. Kocaman adam olmuş yaa. 160 gram ağırlığa ulaşmış. Doğanın bir mucizesini bilmemize rağmen, bu şekilde olayları yaşamak insanı bir kez daha hayret içinde bırakıyor. Birkaç hafta önce minnacık bir hücre topluluğu idi bu yaa. Şimdi insana benzeyen 160 gram lık bir tosun olmuş. Bu mutluluğumuz umarım her daim kalıcı olur.


 
17. HAFTA

ANNE ADAYI:
Acaba bebeğim ne yapıyor? Onu çok merak ediyorum. Bir an önce kontrollerim gelse de onu görsem diye bekliyorum. Onu çok seviyorum. Doğumla ilgili düşüncelerim giderek artırıyor. Korkmaya mı başladım acaba? Bir an önce onu kucağıma alıp misssler gibi koklamak ve oyunlar oynamak istiyorum. Onu düşündükçe onun ne kadar temiz ve saf oluşu aklıma geliyor ve hep ağlıyorum, mutluluktan.....

BABA ADAYI:
Acaba 250 gr olmuş mudur? Arada bir annesinin karnında döndüğünü düşünüyorum. Ayrıca annesi resmen bebeğiyle aynı psikolojiye bürünmeye başladı. Çok küçük şeylerde ağlıyor veya çocuk gibi seviniyor.

18. HAFTA

ANNE ADAYI:
Giderek ağırlaşmaya başladım. Etrafımdaki herkesten daha büyükmüşüm gibi hissediyorum. Henüz bebişimin hareketlerini hissetmedim. Merakla hissedeceğim günü bekliyorum. İsim arıyoruz ama çok zor bir işmiş bu. Artık dışarıdan da gebe olduğum anlaşılıyor. Bu arada dikkatimi çekti, göbek deliğimin şekli değişmeye başladı. Karnımda da kaşınmalar var. Sanırım büyüyor.

BABA ADAYI:
Eşim sürekli kilo aldığından bahsediyor. Acaba veremeyecek mi ki? Ne fark eder? Sonuçta gebelik zor bir durum. Bu arada bebişimize doğunca kim bakacak endişeleri başladı bende. Eşim çalışmazsa geçinmek zor ama bebeği de kime emanet edebiliriz ki? Bakalım hele bir doğsun da bir çözüm yolu bulacağız.

19. HAFTA

ANNE ADAYI:
Kontroldeyiz yine! Doktorcuğum hem beni muayene etti hem de bebişimizin bir sürü yerini ölçtü. 20 cm 275 gr olmuş. Artık insana benziyor bu velet. Teknoloji çok gelişti. Annelerimizin doğumlarında ultrason denen teknoloji yokmuş. Şimdi ise bebeğimizin hareketlerini cd’ye bile çektik. Öyle hareketli ki yerinde durmuyor. Onu çok ama çok seviyorum. Bu arada karnım kaşınıyor, sanırım çatlayacağım :)

BABA ADAYI:
Oğlumla buluşacağımız hafta sonlarını dört gözle bekler olduk. Oğlum artık jelibonluktan kurtulup bebiş olmaya başladı. Nurcan da yavaş yavaş sıkıntılı zamanlar başladı. Bebeğimizin görüntülerini CD ye aktardık. Artık canımız sıkıldıkça izleyeceğiz. Nurcan çok hızlı kilo aldığından bir diyetisyen kontrolüne girecek. Tombalak Nurcan :)

20. HAFTA

ANNE ADAYI:
Özledikçe cd’de bebeğimi seyrediyorum. Anneannesine de seyrettirdik onun da çok hoşuna gitti. Çok hoşuma gidiyor onu görmek. Her banyo yapışımda ona aynı şarkıyı söylüyorum. Doktorum onun duyduğunu söyledi. Doğduktan sonra da onu yıkarken hep bu şarkıyı söyleyeceğim. Son 3 haftada acayip kilo almışım. Çok kötü. Bir şeyler yapmam lazım. Aynaya bakınca göbeğimin epeyce çıktığını fark ettim.

BABA ADAYI:
Fazla kilo aldığını ve benim sorumlu olduğumu söyleyen bir karım var artık. Yavaştan şikayetlere başladık sanırım. Neyse böyle olsun bakalım. Bu arada oğlum yarıyı bitirdi. Bir bu kadar daha geçecek ve bir bakacağız kucağımızda olacak bu ufaklık. Hadi bakalım hayırlısı. Bu arada Nurcan yürüsün diye koşu bandı aldık. Umarım kullanabilir. Hem sağlık hem de kilo için kullanması gerekir.

21. HAFTA

ANNE ADAYI:
Hala hareketlerini hissetmiyorum. Aslında bir şeyler hissediyorum ama o mu emin olamıyorum. Acaba onu tam olarak algılayamadığım için bana darılıyor mudur? Eğer öyle ise çok üzülürüm. Gerçi hep konuşuyorum onunla. Daha sağlıklı olmak için her gün yürümeye başladım. Günde yarım saat kendimi zorlamadan yürüyorum.

BABA ADAYI:
Koşu bandını kullanan bir karım var. Her gün düzeni olarak yürüyor. Bir taraftan da oğlumuz için endişeleniyor. Oysaki endişelendiği noktalar çok basit şeyler. Ama bunu söyleyince bana küsüyor. Sanırım kalan 19 hafta beni bayağı zorlayacak.

27 Haziran 2010 Pazar

Gebelik anıları 10-15 haftalar


10. HAFTA

ANNE ADAYI:
İlk dönem sonunda uykuların azalır diyorlar. Umarım öyle olur. Sıkıldım uyumaktan. Bu arada ne kadar agresif bir tip olmuşum böyle. İşyerinde de herkese bağırıp duruyorum. Bu ben miyim gerçekten?

BABA ADAYI:
Herşey yolunda görünüyor. Aşkım hep uyumaya devam ediyor... Bir de balık yeme alışkanlığımızı artırsak! Bebiş iyi sanırım! Büyü yavrum. Akıllı uslu olacak benim yavrum...


11. HAFTA

ANNE ADAYI:
Haftaya doktora gideceğiz. Jelibon şekerim ne kadar büyüdü acaba? Çok merak ediyorum. Karnım da çıkmadı hala. Şişko gibiyim ama gebe olduğum anlaşılmıyor hala. Neyse nasıl olsa büyüyecek.

BABA ADAYI:
Uyku sorunumuz azaldı mı yoksa ben mi alıştım artık. Her şeyin yolunda olması lazım. Değilse haftaya belli olacak. Babalık duygusu başladı bende ama eşiminki kadar değil. Bebişiyle bazen konuşuyor. Ama duymuyor sanırım bebiş.

12. HAFTA

ANNE ADAYI:
Yaşasın yine doktordayız. Ama bugün bir terslik oldu. Doktorcuğum ameliyatta imiş. Başka bir doktor amca bizi muayene etti. Benden kan aldılar bebişin de ense kalınlığını ölçtüler. Haftaya sonuçlarını alacağız. Bugün doktor amca bize bebişimizin cinsiyetini de söyledi. Büyük ihtimalle erkekmiş. Nasıl hareketli idi bugün anlatamam. Henüz hissetmiyorum tabi ama ultrasonda gördük. Yüzücüler gibi yüzüyordu resmen. Çok ama çok tatlı bir şey bu, çok hoşumuza gitti...

BABA ADAYI:
Artık bir erkek babasıyım diyebilirim sanırım. En azından yüksek ihtimal. Artık rengimiz belli oldu. MAVİ ... Artık alımlara başlasak mı? Eşim yok diyor ama benim canım artık bişeyler yapmak istiyor. Mesela odasını oluşturmaya başlayabiliriz. Çok heyecan yaptım. Sanırım duygusallığım ağır bastı. Ben böyle olduysam annemiz nasıldır. Aslında erkek bekliyordu bizim taraf, kız tarafında ise bu bir ilk. Hadi bakalım hayırlısı...

13. HAFTA

ANNE ADAYI:
Test sonuçları için doktordayız. Yaşıma ve diğer kriterlere göre down sendromu olasılığı 1/500 iken bu test sonucuna göre 1/10000 çıkmış. İyi bir sonuç dedi doktorcuğum. Tabi çok sevindim. Cinsiyetini kesinleştirmek için ultrasona girdik. Ama bizim serseri bu sefer hiç hareket etmedi. Bacaklarını kendine doğru çekmiş bir biçimde uyuyordu. Tabi hiç bir şey göremedik. Neyse bir dahaki sefere artık. Artık insana da benziyor. Herşey gayet yolunda imiş.

BABA ADAYI:
Biraz yaramaz bir erkek babası olacağım sanki. Sanırım söz dinlemeyecek... Olsun o bizim mutluluğumuzun bir parçası oldu şimdiden...

14. HAFTA

ANNE ADAYI:
Hayatımın her döneminde eşimle olan evliliğimiz dahil her şeyimiz terstir. E tabi böyle olunca gebelikte de bir şeylerin ters olması lazım. Sabahları bulantı ve kusmalarım başladı. Normal mi bilmiyorum, çok rahatsız edici de değil ama hoşuma gitmiyor. İşe giderken de çıkartacağım diye endişeleniyorum. Bu arada kıyafetlerim dar gelmeye başladı.

BABA ADAYI:
Sabahları korkmuş bir şekilde beni arayan bir eşim oldu artık. Sabahları mide bulantısı başladı. Oysa ki olmaması lazımdı. Neyse geç gelen mide bulantıları. Ama açıkçası sabahları işe giderken endişeleniyorum. Bu kızı tek başına bırakmamam mı lazım diye. Ama yapabileceğim birşey yok sanırım. Bunu da kabullenmemiz gerekiyor. Oğlum annesine güç verir ben buna inanıyorum.

15. HAFTA

ANNE ADAYI:
Uyku ve yorgunluklarım yok oldu gibi. Normal insana döndüm nihayet. Devamlı uyumaktan gerçekten sıkılmıştım. Bebeğimi çok ama çok seviyorum. Onunla konuşuyorum ama henüz beni anlamıyordur değil mi? Bu arada nihayet tatlı yemeye başlayabildim. Ama sütlü tatlı. Çikolatayı hala çok yiyemiyorum. İnsanın yemek yeme alışkanlıkları da değişiyormuş. Benim gibi günde bir paket çikolata yiyen biri şu ana kadar çikolataya iğrenerek baktı... Ne ilginç değil mi?

BABA ADAYI:
Artık karnımız da çıktı. Oğlumuz büyüyor. Eşim de ben de çok mutluyuz. Canımız sıkılınca dahi oğlumuzu konuşup rahatlıyoruz. Ha bu arada dağınık olan evimizi oğlumuza hazırlamaya başladık. Ama eşim oturup kalksa yoruluyor. Bu nedenle çok hızlı olmuyor işler. Bunun dışında annemiz iyi. Bebişkomuzda çok iyi. Aman ikinize de bişey olmasın...

25 Haziran 2010 Cuma

1. yaş günü






Ne kadar eskilere gittim de neleri bulup çıkarıyorum bak, ama dur diyeceğim buna. Yoksa felakate kalabalık olacak burası. Daha yolumuz pek uzun :)

Hafta hafta gebelik duyguları 4-9 Haftalar

Tabi o zamanlar blog falan bilmiyorum ben. Pek Sevgili jinekoloğum hafta hafta günlük tut demiş idi bana. Ben de word de tutumuş idim. Tamamı yok ama olanı paylaşayım. Seninle henüz yek vücut ikene hem benim, hem babanın duygularını içeren anılar. Buraya geçireyim kaybolmasın dedim.

4. HAFTA

ANNE ADAYI:
Yaşasın adetim gecikti. Ama 1 ay önce dişimi yaptırdığım için antibiyotik kullanmıştım acaba ondan mı yoksa bebişim mi olacak. Ablam ısrar etti, test aldık. İnanmıyorum bebeğim olacak, anne olacağım. Anneme ablama eşime yanımda kim varsa sarılıp ağladım. Çok mutluluk verici bir duygu bu.

BABA ADAYI:
Bugün çok değişik bir duygu ile tanıştım. Baba oluyorum. Ama bu durumu nasıl söylemek lazım annemlere. Neyseki söyledim. Herkes çok sevindi. Ağlayan ağlayana.


5. HAFTA

ANNE ADAYI:
Doktordan randevu aldık. Çok heyecanlıyım. Hayatımda hiç kadın doğum doktoruna gitmedim ki!.. Etrafımdaki hatunlar bir dolu şeyler anlattılar. Acaba bana ne yapacak bu doktor? Evet görüyorum işte orda minik birşey var. Yine ağlıyorum. Doktor birşeyler söyledi, düşük tehlikesine karşı ilaç kullanacakmışım. Çok korktum, ona birşey olmasını istemiyorum. Doktoruma güvenmekten başka yapacak birşeyim yok. Genç de bir doktor ya özgeçmişini araştırdım, riskli gebeliklerde uzmanmış. Ona inanıyorum....

BABA ADAYI:
Bugün durumu öğrendik.Bugün bebişimizi gördük ilk kez. Gerçi henüz minik ötesi ama bu kadarı bile bize yetti. Ama doktorumuz bizi biraz korkuttu. İlaç verdi. Aman düşme bebeğim. Sıkı sıkı tutun annene ...

6. HAFTA

ANNE ADAYI:
Devamlı akşamdan kalmış gibi bir halde dolanıyorum. Dünya habire dönüyor. Bu kadar uyumak mümkün mü? Devamlı uyuyorum. Doktor 5 haftalık demişti, benim hesaplarıma göre ise 2 haftalık idi. Aslında bu gebelik haftası başka şekilde hesaplanıyormuş. Hala aklım almıyor ama 9. aya kadar alır herhalde.

BABA ADAYI:
Eşimle görüşemez oldum. Kendisi sürekli uyumakta. Bebiş de iyidir sanırım. Aklıma düşük tehlikesi geldikçe korkuyorum. Aşkımla 5 yıl sonunda bir bebek yapmak istedik. Umarım ters birşey olmaz. Ama o kadar çok uyumaya başladı ki yalnız kalmaya başladım. Ama şu ana kadar herşey o kadar güzel ki. Sonu da güzel olur. O kadar güzel şeyler geliyor ki aklıma bebişim ve ben. Acaba kız mı olur erkek mi? Kız olursa bana erkek olursa annesine daha düşkün olur. Ay ne bileyim sağlıklı olsun da gerisi boş...

7. HAFTA

ANNE ADAYI:
İş yerinde samimi arkadaşlarımla hamileliğimi paylaştım. Başka kimse bilmiyor. 12 haftanın dolmasını bekliyorum. Nazar değip ona birşey olmasından endişeleniyorum. Kendime çok dikkat etmeye başladım. Önceleri annem babam bana meyve soyarsa yerdim, şimdi ise hergün ekşi ekşi elmalar meyveler yiyorum. Ve hala uyuyorum.

BABA ADAYI:
Bizim hatun hala ısrarla uyuyor. Arada bir görüştüğümüzde bebeğimizi konuşuyoruz. Niye bu kadar geç kaldık ki? Bütün ev işleri benim üzerimde. Uzun yola dayanamayacağını düşünerek yazlığa gitmiyoruz. Yol da çok kötü. Ters bişey olmasından hala korkuyorum. Artık video kamera, bebek odası, puset ve bilimum şeyleri almak lazım. Yoksa daha erken mi?

8. HAFTA

ANNE ADAYI:
Bebişimle buluştuk bu hafta. Kalp atışlarını dinletti doktor abisi. Önce şaşırdım. Bu benim kalp atışlarım mı diye. Öyle hızlı atıyorduki. Eşim ultrasonda onu seyrediyordu. Benimse gözlerimden yaşlar damlıyordu. Öylece kalakalmıştım. Canım doktorcuğum o an duygularıma tercüman oldu. İşte dedi hayatın anlamının değiştiği an. Gerçekten de öyle. İçimde bir canlı hayat bulmuştu. Biricik annem aklıma geldi. Anne olunca anlarsın der her anne gibi. Sanırım birşeyler anlamaya başladım. Annelik duygusu dünyada eşi benzeri olmayan bir duygu... Ayrıca bugün bir sürü test yapıldı.

BABA ADAYI:
Bugün görüş günü! Bugünü dört gözle bekledim. Bebişimizi görmek için ne kadar heyecan yapıyorum. Acaba bütün baba adayları böyle mi? Ben mi aşırı duygusalım. Annemiz de heyecanlı. Adını henüz öğrenemedim şu aletin. Ama karında gezdikçe bebişimizi görüyoruz. Ama bu sefer kalbini de dinledik. ”Tıpır tıpır” atıyor bebişimizin kalbi. Ya müthiş bir duygu bu. Yaşadığımız bütün sıkıntılara sanırım değerdi bugün. İşte şimdi baba olduğumu bir kez daha anladım. Baba oluyorum ...

9. HAFTA

ANNE ADAYI:
Akşam 19:00 gibi işten geliyorum. Eşim yemekleri hazırlayana kadar uyuyorum. Kalkıp yemeğimi yiyip 21:00 sularında deriiin uykulara dalıyorum. Eşim dünyanın en anlayışlı insanı. Hakikaten nasıl bir uykudur bu anlamıyorum. İş yerinde de uyuklamaya başladım. Sanırım bebişimiz dünyaya gelince beni pek uyutmayacak... Tahlil sonuçları için canım doktorcuğum aradı. Hiçbir sorun yokmuş. Herşey yolunda imiş. Böyle güzel şeyler duymak beni rahatlatıyor. Bir de şu 12 hafta dolsa...

BABA ADAYI:
Artık sanırım yavaştan tüm aile duymalı durumumuzu. Aşkımızın meyvesi büyüyor. Kendi uyurken annesini de uyutuyor. Annemizin de bebişimizin de sağlık durumu gayet iyiymiş. Bu hafta bunu öğrendik. Aman size birşey olmasın. Ben sizi çok seviyorum...

24 Haziran 2010 Perşembe

Altuka ile kek yapmanın keyfi


Perşembe akşamlarının vazgeçilmez keyfi beraber mama yapmak. Çünkü cuma günleri yuvada annelerin evde yaptıkları mamalarla Sürpriz gün yapıyor, coşuyorsunuz. Sen yuvaya başladığından beri adet edindim. Zaten mutfakla pek aram yok. Bu mamaları seninle beraber yapıyoruz. Böylece ikimiz de keyif alıyoruz. Hem zaten sen benden daha meraklısın. Yumurtayı ben kırcamdı, ben karıştırcamdı, ben dökcemdi, aman ben meraklı değilim zati sen yap :P En çok da hamurlu birşeyler yaparken keyifleniyorsun, elin yüzün gözün un oluyor komik oluyorsun :P
Şu an ben bunu yazarken sen de tutturdun, bulaşıkları ben yıkıcam diye. E ben öperim yerim böyle evladı ki :)

23 Haziran 2010 Çarşamba

Keyifli kelimeler

Helikoptere 'elesbokter' diyorsun
Teleskopa 'helespok' diyorsun
Portakala 'porkatam' diyorsun
Spiderman'e sıpaymıdın diyorsun
Nurcan'a 'yucan' diyorsun
Koralp'e 'koyap' diyorsun :))
En güzeli de hani insan karşındakine bir şey onaylatmak için 'değil mi?' der ya sen bunu 'me' olarak kullanıyorsun, mesela: Anne ben abi oldum meeeee? :)

Dur şimdi bunlar geldi şimdilik aklıma, daha yazacağım buraya :P kuzuuuum oyyy yirim yirim ben seni

Geçmişe dair bir özet


Sana gebe kaldığımda 30 yaşında idim.
12 Nisan 2006 çarşamba günü İstanbul Okmeydanı Memorial Hastanesi'nde saat 14.12'de epidural anestezi ile yerküreye 'Merhaba' dedin.
Doğum doktorumuz Altuğ Semiz (ismin ordan geliyor :P, Kağan adını da baban istemişti) idi.
Pediatri doktorumuz Hülya Caner (halen de öyle)
3,620 kg, 51 cm olarak doğdun.
Doğumundan sonra fiziki ve ruhi olarak her şeyimi değiştirdin :P Hani en son 42 beden olan bir insan 34 bedene kadar düştü öyle söyleyeyim :)



6 ay sadece anne sütü ile beslendin.
18 ay boyunca seni emzirdim.
Sen 5,5 aylık iken işe başladım.
2 ay sana Sultan abla baktı, sonra parayı beğenmeyip kaçınca apar topar Beylikdüzü'ne taşındık ve hastalığı nüksedinceye kadar 2 yıl boyunca sana anneannen baktı.
Hiç emzik kullanmadın, ağzına bile almadın.
12 Ocak 2009 tarihinde Minik Dahiler adlı yuvaya gitmeye başladın, altın hala bezli idin.
Çok geç yürüdün, çok geç konuştun, çok geç çişini söyledin.
Dans etmeyi, spor yapmayı, şarkı söylemeyi, su ile oynamayı çok seviyorsun.
Trajikomik bir biçimde büyüyünce 'Astronot' olmak istiyorsun :P
Bazen anneye, bazen babaya düşkünsün.
Doğduğundan beri çok uysalsın.
Doktordan, aşıdan falan hiç korkmuyorsun. Tınmıyorsun bile hatta.
Uykun gelince tazmanya canavarına dönüşüyorsun.
Her yemeği yiyorsun, bazen oburikssin, bazen bir pok yemiyorsun :P
Hiç TV zlemiyorsun (son zamanlarda Bakugan ve Ben10 izlemeye başladın), kendi videolarını seyretmeyi ve fotoğraflara bakmayı seviyorsun ve yüzlerce defa bunları seyrediyorsun.
Yuvada düşmen sonucu ön dişin zarar gördü ve siyahlaştı, bunun dışında bugüne kadar sadece 2 kere antibiyotik kullandın, ciddi rahatsızlığın olmadı, Allah da göstermesin.
Uykuların hala çok düzensiz.

Şimdilik bunlar aklıma geldi be kuzucum. Sonra yine devam ederim. Yazmak istediğim çok şey var, emin olabilirsin :)

22 Haziran 2010 Salı

Gök Kuzuya blog yaptım gitti

Oğlusu burası senle yaşadıklarımız, paylaştıklarımızın yeri olsun mu? Oldu valla. Hadi bakalım. Epeydir aklımda idi de şimdi yaptım işte. Geç bile kaldım ya neyse. Seni seviyorum kuzum benimmmmmm. Sonra düzenlemeleri yaparım.

13 Şubat 2010 Cumartesi

En sevdiklerin

En sevdiğin süper kahraman: Spiderman
En sevdiğin fimler: Cars, Wall-e, şimdilerde AstroBoy
En sevdiğin çizgi film kahramanları: Ben10, Bakugan
En sevdiğin hobilerin: Babanla marangozluk yapmak, annenle ayna yontmak, yıldızlara bakmak, su ile oynamak
En sevdiğin eşyaların: Mö (Sevill ablamızın aldığı ineğimiz), Biber (Aynur Tuna teyzemizin aldığı tavşan)